‘Seçim – 2011 Mayıs’ kategorisi için Arşiv

PostHeaderIcon Galatasaray Başkanını seçiyor…

Bugün yeni Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerimizi seçiyoruz

2008’de rahmetli Başkan Özhan Canaydın’ın da desteği ile Başkanlık görevini devralan Adnan Polat, ilk iki yıllık dönemini tamamladıktan sonra 2010 Mart ayında Adnan Öztürk ve ekibine karşı seçimden yine gaibiyetle ayrılan ekip olmuştu. Geçen bir yıllık sürede başta futbol takımının harcanan milyonlara rağmen tarihinin en başarısız dönemini yaşaması, kaotik tüzük tadilatı süreci, ve 15 Ocak akşamı Arena Stadı’nın açılışında yaşananlar ile devam eden süreç yönetim içerisinde iç huzursuzluğa sebebiyet vererek yönetimin iki ana gruba bölünmesine sebep oldu. İkinci Başkan Mehmet Helvacı’nın Başkan Polat’a karşı başlatmış olduğu yönetim içi isyan hareketine yedek üyelikten asil üyeliğe geçen Doğan Yalçınkaya ve Vedat Eskinat’ın destek vermesi yönetimi ikiye böldü. Bu durum Nisan ayı Divan Kurulu Toplantısında yönetime ayrılan masada bu üçlünün Başkan ve diğer yönetim kurulu Üyeleri ile aralarına boş bir iskemle koymaları ve Başkan Polat’a karşı ayağa kalkmayarak sergiledikleri tepki tarihimizde eşi benzeri görülmemiş bir durumu ortaya koydu.

Bu sürecin devamında gelişen olaylar, Sayın Polat’ın sayısız ricaya, tavsiyeye rağmen inatla seçime gitmemesi 27 Mart’ta yapılan yıllık olağan genel kurulda yönetimin ağır eleştrilere maruz kalmasına ve sonunda idari yönden ibra edilmemesine kadar varmıştır. İbra edilmeme sürecinin ardından yaşananlar ise “bunları da mı görücektik?” dedirten tarihi bir utanç vesilesi olan mahkeme sürecini doğurdu. “Olacak mı, olmayacak mı?” “Seçim iptal mi, değil mi?” “aday olabiliyorlar mı, olamıyorlar mı?” tartışmaları ile geçirilen bu sürecin de sonunda nihayet seçim günü geldi çattı.

Başkanlığa aday üç isim hakkında bu süreçte edindiğim izlenimleri sizler paylaşmak isterim.

Turgay Kıran ve EKİBİ
Turgay Kıran tam bir takım çalışması sistemi ile ekibindeki Yönetim Kurulu Üyelerine görev dağılımını gerçekten “işe göre adam” felsefesi ile oluşturup kulübü bu ekibin yönetmesini sağlamak istiyor. Mayıs ayı Divan Kurulu toplantısında, seçim konuşmasını yaparken, konunun akışına göre ilgili yönetim kurulu üyelerine kürsüde söz vermesi de bu hedeflenen işleyiş sisteminin bir göstergesiydi.

Kıran’ın listesinin bir başka özelliği de Galatasaray’da seçim dönemlerinde listelerin oluşmasında maalesef etki eden iki ana unsurdan arındırılmış bir görüntü sergiliyor olması; oy kazandıracak kişiler ve GS lisesi mezunu kişilerin “sadece” bu özelliklerinden dolayı listeye alınmaması. Bu ekip 80’li 90’lı yıllarda Galatasaray’da göreve gelme şansı elde etseydi, hiç tereddütsüz camiayı birleştirici ve Galatasaraylıların her yönüyle içine sinen ve gurur duydukları bir yönetim olurdu. Beni Kıran’ın ekibi konusunda tek tereddüte düşüren bugün ülkemizin maalesef getirilmiş olduğu son derece bozuk, ranta, finansal güce, siyasi düzene ayak uydurabilmeye dayalı düzende amaçlarına tam anlamıyla ulaşıp ulaşamayacakları belirsizliğidir.

Ünal Aysal
Genel kanı ve beklenti, kendisinin tam anlamıyla “tek adam” felsefesi ile Başkanlık sistemini uygulayacağı. Bu düşüncemizi hafta içi tüm yönetim kurulu üye adaylarından almış olduğu tarihsiz istifa dilekçeleri ile de desteklemiş oldu. Tabi bu sistem içinde yine de Adnan Öztürk’ü unutmamak gerekli.

Kulübün bugün içinde bulunduğu problemleri büyük bir bölümünün finansal problemler olduğu göz önünde bulundurulduğunda Ünal Aysal’ın sahibi olduğu serveti Kulübün en azından acil nakit ihtiyaçlarında sıkıntılarının çözülebileceği algısını uyandırıyor.  Ayrıca kendisinin iş hayatındaki başarılı kariyeri düşünüldüğünde Kulübün bugün yaşamakta olduğu yanlış profesyonellerle çalışma, kurumsal yapıda uygulamadaki eksikliklerin Aysal tarafından düzeltileceği beklentisi hakim.

Aslında Aysal için ilk bakışta dezavantaj gibi görünebilecek camia tarafından az tanınırlık ve daha da önemlisi kendisinin camiayı, genel anlamda Türk basınını, rakip kulüp yetkililerini ve de çeşitli federasyon yetkililerini rakiplerine oranla daha az tanıyor olması avantaja dönüştürülebilecek bir durum olarak da değerlendirilebilir görüşü hakim. Özellikle kökten kulüp içi kadro değişikliklerinin gerekli olduğu kanısının hakim olduğu bir dönemde, görevdeki kişilerle içli dışlı olmaması kendisini bekleyen süreci nispeten daha kolay göğüslemesini sağlayabilir.

Aysal’ın yumuşak karnı camianın hakkında rahatsız edici anıları olan Sinan Kalpakçıoğlu, son dönemde yaşanan stat açılışı krizinde Galatasaraylıların tasvip etmediği bir duruşu sergilemiş Abdurrahim Albayrak, Polat yönetiminde yedek üyelikten asil üyeliğe geçmiş ve iki hafta önce kulübü mahkemeye vermiş Emir Sarıgül, özellikle futbolumuzdaki gelişmeleri yakından takip etmiş kişilerce adının karıştığı skandal olaylarla hatırlanan Bülent Tulun gibi isimlerin listesinde yer alması veya profesyonel idareci namzetleri olması.

Mehmet Helvacı
Yedi senedir Kulübün en üst düzey yönetim kurulu görevlerinde bulunuyor olması haklı olarak bugün Kulübün içinde bulunduğu başarısızlıklar sarmalı ve kaotik ortamda kendisinin de sorumluların başında gelmesini sağlıyor. Ancak kendi iddiasına göre Kulübün mevcut durumunda kendisinin payı yok, hatta kendisi yönetim kurulu görevinde bulunurken tam tersi yapılmakta olan hatalara hep engel olmaya çalışan kişi konumundaydı. Hukukçu, öğretim görevlisi, ve aynı zamanda yedi senelik Yönetim Kurulu üyesi dolayısı ile son derece etkili konuşma ve özellikle her soruyu rahatlıkla cevaplama yeteneğine sahip bir kişi. Ancak soru sormak ve cevabı dinlemek yerine ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz felsefesi benimsenecek olursa, görev süresince üstlendiği birçok görevde Kulübün sorun yaşadığı gerçeği ön plana çıkıyor gibi. Frank Ribery kaosu, AIG anlaşması, GS Adası’nın anlaşması bunlardan bazıları…

Başkan adaylarından Galatasaraylıların en büyük beklentileri ilk etapta yapılması acil gereken vadesi geçmiş ödemelerin çözümü, futbol takımının patronunun  göreve getirilmesi, futbolcu transfer döneminde takıma gerekli köklü revizyonun uygulanması, Arena stadının inşaatının ve çevre yollarının tamamlanması, yıllardan beri hep sırtımızdan vurulduğumuz basın camiası içinde kulübümüzün daha hakları savunulan bir konuma ulaştırılması, ve artık gereksiz yere ülkenin gündemini kaotik ortamımızla yer etmekten kurtulmamız.

Bu ilk etapta yapılması gerekenlerden sonraki hedeflerimizi de önümüzdeki günlerde konuşuruz…

Yeni seçilecek Başkan ve Yönetim Kurulunun sahip olması gerektiğini düşündüğüm özellikleri kısaca beyefendi, Camia’nın ve iç dinamiklerini çok iyi tanıyan, mevcut problemlerimizi çok iyi tespit etmiş ve ekibi ile birlikte çözümleri de aynı zamanda uygulayabilecek, basınla ilişkileri iyi, başta hükümet olmak üzere kimseye göbekten bağı olmayan, dışarıya karşı menfaatlerimiz için yumruğunu masaya vurup haklarımızı koruyabilecek, içte ve dışta Galatasaray’ımızın menfaatlerinden başka hiçbir grup, kurum, kuruluşun menfaatlerini aklına bile getirmeyecek bir Başkan ve yönetim kurulu ekibi…

Bugün hangi Aday ve listesi kazanırsa kazansın, Galatasaray’a en hayırlı, camiayı birleştiriecek, kulübü şahsi menfaati peşinde olan kişi ve çevrelerden uzak tutacak, kulübün menfaatlerini herkese karşı her platformda koruyacak bir Başkan ve yönetim kurulu kazansın…

Seçim sonucu tahminlerim

Katılım: 5000
Oy oranları: Turgay Kıran 30% | Ünal Aysal %50 | Mehmet Helvacı %20

Gündem
Arama
Arşiv